özgür düşünce platformu

özgür düşüncelerin konuştuğu & tabuların yıkıldığı platforum
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İslam Adına Particilik

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ehli tevhid
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 115
Yaş : 28
Nerden : konya
Kişisel mesaj : Direnişlerle Gelir Özgürlüğüm
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: İslam Adına Particilik   Ptsi Ekim 20, 2008 10:17 am

Açıklama

Müslümanların Din’lerinden kaynaklanan (zaman ve mekan açısından ) evrensel düşüncelerinin siyasal talepler biçiminde ileri sürülmesi yaşadığımız çağda başlı başına bir sorun oluşturmaktadır. Bu sorun hem yaşanılan çağın gayri İslami ( gayri insani ) liğinden hem de tarih bilincinin gelişmemişliğinden ve buna bağlı olarak tarihsel araştırmaların kısırlığından kaynaklanıyor.

Belirli bir düşüncenin siyasal talep olarak beyanının, siyasal kültürle çok yakın bir ilişkisi vardır. Bireysel ve toplumsal varoluşun anlamı, inançların müdafaa edilmesiyle kazanılır. Türkiyeli Müslümanların siyasal kültürünün Din bilincine ermemiş olduğunu tespit etmek çok büyük bir iddia olmayacaktır. Cemaatleşmenin hizipleşme olarak algılanışını, vahdet ve şura tartışmalarının hala cemaatler arası bir terkip ve anlaşma arayışı etrafında dönmesini diamızın delilleri olarak ileri sürebiliriz.

Müslümanların kendi aralarnda var olan bu bozukluk müşriklerle ilişkilerde daha net bir biçimde görülüyor.. Tarihsel bilginin ve bilincin yokluğu Müslümanları, Türkiye Cumhuriyetinin politik ortamında “ siyasal bilincin kendiliğinden yokluğu “ ile malul kılmıştır. Burada ilk göze çarpan durum, siyasal taleplerin parlementerist yöntemlerle ve siyasi parti(ler) kanalıyla ileri sürülüştür. Parti ve partileşme çalışmalarına Tevhid doktrinin ihlali ve yönetimin yanlışlığı açılarından eleştiri getirilmiştir. Birinci tür eleştiriye katılamıyoruz; çünkü şirk amillerini taşıyan ve kutsayan bir düzen içinde yapılacak her tür beşeri çalışma Tevhid ilkesi ile önünde sonunda çelişecektir. Resmi makamlardan izin alınarak çıkartılan dergilerde, parti çalışmalarını itikai açıdan eleştirmenin anlamı ve inandırıcılığı yoktur. Siyasal parti, bize asıl olarak yöntem olarak eleştirilmelidir. Çünkü demokratik bir ortamda “İslami siyasal hareket” in meşruiyeti yoktur ve demokrasi ve demokratik kültürün vazgeçilmez unsuru olan uzlaşma (concensus) İslami kimliği törpüleyecektir.

[size=14 Bunun dışında geliştirilmeye çalışılan diğer bir yöntem de, sivil toplum teorilerinden hareketle oluşturulan sivil örgütlenme ve tepkilere dayalı siyasal faaliyettir. İdeal şekilde demokratik bir ortam oluşturma çabalarıyla dikkati çeken bu gelişme, demokrasinin bir işleyiş ve kavram olarak nötralize edilmesini gaye edinir veya nötralize halini bir veri olarak kabul eder. Doktrindeki tartışmalar bir yana, bu reel hayatta da mümkün olmayacak bir düşüştür.Türk toplumunun ( ve diğer İslami gelenekli toplumların ) farklı tarihsel gelişmelerini dikkate almasak ile demokratik toplum ve yönetim doktrin, bizzat doktrinden ve uygulanadan kaynaklanan açmazları bünyesinde taşımaktadır.[/size]

Demokrasi kuramı, yöneticilerin seçilmesi ilkesiyle birlikte alınır veya en önemli öğesinin seçim olduğu vurgulanır. Bunun yanında diğer önemli bir önemli unsurun “çok seslilik” olduğu söylenir. Seçim mekanizmasının modern dünyada nasıl işlediği, nelerin seçmene etki ettiği, kitle iletişim araçlarının insanları nasıl yanılttığı ve bütün bunların ışığında, seçimin sağlık derecesi çokça tartılmış ve bunun nasıl bir hile olduğu görülmüştür. Geliştirilmiş olan alternatif düşünceler karşısında demokrasi teorisi savunma durumundadır. Ne sosyalist bakış açısının bilimsel ürünleri, ne de kapitalist dünyanın anti-sovyetik amaçlı “demokratik manifesto”ları ve ne Popper’in o görkemli “açık toplum” teorisi, demokratik kültürün bir yalan ve aldatmacadan ibaret olduğunu, düşünen insanların gözünden gizleyememektedir. Müslümanlar da gerek iletişim literatürüne yaptıkları katkılar, gerekse batı bilimini sorgulamaları sonucunda demokrasinin bu yönünün cazibesinden kendilerini kurtarabilmişlerdir. Bu parağrafın başında seçim ve çok seslilik olarak belirttiğimiz demokrasinin iki temel unsuru birbirilerinden ayrı düşünülemezler. Çok seslilik (batıda kendiliğinden oluşmuş, batı dışı toplumlarda ise yapay olarak oluşturulmaya çalışılan) hakim sınıfların anlaşma yöntemidir. İtalyan Marksist’i, Gramsci’nin “tarihsel blok” kavramlandırmasının içerdiği geleneksel hakîm sınıfların arasına, son yüzyılda geliştirilen “sosyal devlet teorisi”yle proleteryanın da girmesi sonucu çok seslilik kuramı yerli yerine oturmuş durumdadır. Artık Batının proleteryası sadece batı dışı toplumlardır ve bu proleterya Batılılaştırılma yoluyla sindirilmektedir. Batılılaşmanın lokomotifini de hem seçimsiz dönemlerde ve hem de seçimli dönemlerde demokrasi oluşturmaktadır.(Örnek: Türkiye Cumhuriyeti yönetim tarihi)

_________________
İslama inanmış olanlar, İslam'ın zaferi için mallarını ve canları ile fedakarlığa hazırmıdırlar? Yoksa, yanlız bu nizamın kurulmasını temenni ederek batıl ve uydurma nizamların baskısı altında kalmağa razımıdırlar?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://miger.homegoo.com
 
İslam Adına Particilik
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
özgür düşünce platformu :: İslam Üzerine :: İslam Adına Particilik-
Buraya geçin: